Efes Hakkında Genel Bilgi, Efes’in Tarihçesi ve Mimari Eserleri

Efes, İzmir ilimizin Selçuk kenti sınırlarında ve Anadolu’nun batı kıyısında bulunan, eski dönemlerde önemli bir Roma ve antik Yunan kenti olan ilçedir. Ionia’nın (klasik Yunan dönemi) 12 şehrinden biri olan Efes’in kuruluşu MÖ 6000 yılına kadar gitmektedir. UNESCO tarafından 1994 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Efes, 2015 yılında Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir. Batı ile Doğu arasındaki bir kapı durumunda olan Efes, çok önemli bir liman kentiydi. Efes’in bu konumu, çağının çok önemli bir ticaret merkezi olarak gelişmesini sağlamıştır.

Anadolu’daki eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayanan Artemis kültürünün en büyük tapınağı da bu kentte yer almaktadır. MÖ 6. Yüzyılda kültür, sanat ve bilim dallarında Milet ile beraber en önemli konumda bulunan Efes’te; Heraklitos (bilge), Artemidoros (rüya tabircisi), Hipponaks ve Callinos (şair), Zenodotos (bilgin), Soranos (hekim) ile Rufus gibi ünlü kişiler yetişmiştir.

Efes’in Tarihçesi ve Eski Dönemlerdeki Önemi

Roma Dönemi: Efes, Augustus (Roma İmparatoru) zamanında Asya Eyaleti’ne başkentlik yapmış ve o dönemlerdeki nüfusu 200.000’i aşmıştır. Limanın dolmasıyla birlikte (4. Yüzyıl) Efes’te ticaret gerilemiş ve bu durum üzerine İmparator Hadrian limanını birkaç kez temizletmiştir. 7. Yüzyıl’da Araplar tarafından ele geçirilen bu kıyılar, Bizans döneminde tekrar el değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne (Selçuk) kadar gelmiştir.

Efes

Neolitik Dönem: 1996 yılında Aydın, Selçuk ve Efes yolunun yaklaşık 100 metre kadar güneyinde çukur içi bir höyük bulunmuştur. Bu höyüğün içinde yapılan kazılar sonucunda açkılı seramik parçaları, bronz ve taş baltalar, volkanik cam, çakmak taşı, perdah ve öğütme araçları ile deniz kabukluları çıkartılmıştır. Yapılan değerlendirmeler ile höyükte, bronz çağına kadar bir yaşamın ve yerleşimin olduğu sonucuna varılmıştır. Çukur içi höyüğünün dışında Arvalya höyüğünde de bulunan eserler ile Efes tarihinin neolitik döneme kadar ulaştığı anlaşılmıştır.

Helenistik Dönem: Yunanistan’dan MÖ 1050 yıllarında gelen göçmenlerin de yaşadığı Efes, MÖ 560’da Artemis Tapınağı’nın etrafına taşınmıştır. Günümüzde ziyaret edilen Efes ise, Lisimahos (Büyük İskender’in generallerinden) tarafından MÖ 300’lü yıllarda kurulmuştur. Kent, Roma’dan özerk olarak Kibotos şehriyle birlikte ortak para bastırmıştır. Lisimahos, Efes’i Hippodamos tarafından bulunan ızgara planla yeniden kurmuştur, ızgara plana göre kentteki tüm sokak ve caddeler birbirini dik olarak kesmektedir.

Efes Antik Kent

Efes’teki Mimari Eserler

Efes, kurulduğundan bu yana birçok kez yer değiştirdiği için kalıntıları yaklaşık olarak 8 km’lik bir alana yayılmıştır. Efes, Selçuk, Artemision ve Ayasuluk Tepesi olarak 4 temel bölgedeki harabeler, her sene ortalama 1,5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Bütünüyle mermerden yapılmış ilk kent olma özelliğine sahip Efes’teki önemli eserler ve yapılar aşağıda verilmiştir;

  • Artemis Tapınağı
  • Celsus Kütüphanesi
  • Meryem Ana Evi
  • Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)
  • İsa Bey Camii
  • Hadrian Tapınağı
  • Domitian Tapınağı
  • Serapis Tapınağı
  • Meryem Kilisesi
  • St. Jean Bazilikası
  • Yukarı Agora ve Bazilika
  • Oktagon ve Odeon
  • Magnesia Kapısı
  • Herakles Kapısı
  • Anıtsal Çeşme
  • Yamaç Evler
  • Büyük Tiyatro
  • Liman Caddesi
  • St. John Kalesi

Efes Antik Kentinin Önemi ve Özellikleri

Efes antik kenti, efsaneye göre Amazon adıyla bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuştur. İsminin ise Arzawa krallığında bir kent olan Apasas’dan geldiği düşünülmektedir. Arkeolojik araştırmalara göre, Efes civarında MÖ 2000 yılının sonlarına kadar yerli insanlar yaşamıştır. Efes, Lidya krallığı zamanında Akdeniz dünyasının en zengin kentlerinden biri haline gelmiştir. Kroesus’un (Lidya Kralı) Kyros (Pers Kralı) tarafından bozguna uğratılması, Perslerin bütün Ege kıyıları üzerindeki egemenliğine zemin hazırlamıştır. Ionia kentleri 5. Yüzyıl’da Perslere karşı ayaklandığı zaman, diğer kentlerden hızlı bir şekilde ayrılmışlar ve bu sayede yıkılmaktan kurtulmuşlardır. Efes, yaklaşık 50 yıllık barış dönemine girdiğinde Büyük İskender’in MÖ 334 yılında gelişine kadar Pers egemenliğinde kalmıştır.

Efes BilgiBaba

Efes antik kenti, Augustus döneminde ve sonrasında oldukça önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Aynı zamanda Ege’de bulunan ikinci felsefe okulu ile önde gelen bir entelektüel merkezdir. Harika iklimiyle Doğu ve Batı’nın bir araya geldiği özel konumunun tadını çıkaran Efes, sahip olduğu Artemis kültürüyle de çok önemli bir kenttir. Efes, 1. Yüzyıl’dan itibaren Hıristiyanlık inancını yaymaya çalışan ve bu nedenle Roma saldırılarından kaçarak yeni bir yer aramaya mecbur bırakılan müritlerce ziyaret edilmiştir. Bazı kaynaklara göre burası Aziz Paul’un 3 yıl kadar kaldığı, vaazlarını verdiği ve insanlara tek tanrı inancını benimsemelerini söylediği yerdir. MS 2. Yüzyıl, Efes’in altın çağını yaşadığı dönemdir ve bu dönemde özel vatandaşlar tarafından Efes halkına ve kamuya onursal birçok anıt bahşedilmiştir. Efes, bu dönemde biri Hadrianus’un diğeri ise Domitianus’un onuruna 2 imparator kültür tapınağı inşa etme ayrıcalığı kazanmıştır.

Efes antik kenti yavaşça çökmeye başladıktan ve terk edildikten sonra, görkemli yapılarının parçaları hammadde kaynağı olmuş ve bunlar tekrar kullanılarak işlenmiştir. Efes ve Ayasuluk hakkında önemli bilgiler sağlayan bu yıkıntılar, birçok tüccarın yolculuk yaptıkları sırada hedefi olmuştur. Avrupalı gezginler genellikle antik kalıntılarla ilgilenirken, Evliya Çelebi (Türk gezgin) Türk kalıntılarının en iyi tanımını yapmıştır. Efes antik kentinin güneydoğusunda bulunan çukur içi höyükte MÖ 6.000’li yıllardan gelen Prehistorik dönem kalıntıları bulunmuştur. Çukur içi höyük yerleşkesi, yıkıldıktan sonra terk edilmiştir. Bu höyük, sadece Efes’in çevresinde değil, bütün bölgedeki en eski yerleşim alanlarından biridir. Ege ve Anadolu kültür bölgelerinin kesiştiği konumu, Efes’te insanlığın tarih öncesindeki dönemde yaşanan birçok gelişme için çok kapsamlı temasların ve ilişkilerin oluşmasını sağlamıştır.

Panayır dağın kuzeydoğusunda, 2008 yılında etrafı surla çevrilmiş bir yerleşim alanı bulunmuştur. Yerleşim alanında kazılan 5 konut yapısı, Efes’te araştırılmış olan klasik dönemin ilk konutlarıdır. Bu kazılarda elde edilen en önemli bulgu, yaklaşık 9 hektarlık bir yaşam alanını kapsayan iyi korunmuş bir duvardır. Kuzeyde bulunan dik yamaçta Meter’in (Tanrıça) taş tapınağı bulunmaktadır. Panayır dağda bulunan erken Helenistik yerleşme, Lisimahos’un Efes’i kurduğu tarihe denk gelen yılda (MÖ 300) yok edilmiş ve terk edilmiştir. Efes’te Roma-Greko dönemine ait olan yapı ve anıtların büyük bir bölümü korunmuştur.

Helenistik olan bu kentin dikdörtgen ızgara bir planı vardır, üst kısmında ise dinsel merkezlerin yanı sıra, yönetimsel ve kamusal anıtların bulunduğu devlet agorası, aşağı bölümde büyük bir ticari pazar yeri olan Tetragonos Agora yer almaktadır. Aynı zamanda Helenistik döneme tarihlenmiş, fakat Roma İmparatorluğu zamanında bütünüyle yeniden düzenlenmiş büyük tiyatro şeklinde farklı anıtsal yapılar da mevcuttur. Efes’te bulunan doğal koy, MS 2. Yüzyıl’dan önce 2. Attalos (Bergama Kralı) tarafından bir limana dönüştürülmüş.

Efes Hakkında

Efes antik kenti, altın çağını hiç şüphesiz Asya Roma eyaletinin başkenti olduğu Romalılar döneminde yaşamıştır. Bilhassa Augustus zamanında gerçekleştirilen inşa planı ile kentin görünümünde köklü bir değişim yaşanmıştır. Efes’in Akdeniz pazarında önemli bir kent haline gelmesi, yabancı tüccarların buraya akın etmeleri ve mal talepleri, kentteki ticari faaliyetlerin büyük boyutlarda artmasına sebep olmuştur. Ayrıca Efes limanı, MS 1. Yüzyıl’da gelişmiş ve Asya’nın en önemli limanlarından biri olmuştur.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!