Parnasizm (Şiirde Gerçekçilik) Nedir, Parnasizmin Özellikleri Nelerdir?

Parnasizm, şiir için geçerli olan bir akımdır. Diğer akımlarda olduğu gibi, Parnasizm akımı da kendinden önceki akıma (Romantizm) tepki olarak ortaya çıkmıştır. 1866’da Parnasse Contemporrian adlı dergide toplanan şairlerin şiirleri, aynı isimle anılmıştır. Daha sonra Parnasse okulları kurulmuş ve Parnasizm şiir anlayışı yeni bir ekol olarak gelişmiştir. Parnasizm akımının en önemli isimleri; Banvillc, Gautier ve Jose Maria de Heredia’dır. Daha sonra sembolist akımın öncüleri olarak anılan üç şairde bunlara katılmıştır; Verlaine, Baudelaire ve Mallarme.

Ülkemizde Parnasizm akımı Servet-i Fünun ile başlamıştır. Geleneklere karşı çıkan ve reddeden ilk Türk topluluğu Servet-i Fünun’dur. Edebiyatımızda Tevfik Fikret’in öncülüğünü yaptığı bu akım, Yahya Kemal Beyatlı ile altın çağını yaşamıştır. 1880 yılının sonlarına doğru Parnasizm, yerini Sembolizme bırakmıştır. Parnas şiir akımında “sanat için sanat” görüşü benimsenir.

Parnasizm

Parnasizmin Özellikleri Nelerdir?

  • Parnasizme bağlı olan şairler, şiirde biçime çok önem verirler ve hatasız bir çalışma ortaya çıkarmak isterler.
  • Parnasyen şairler, ilhama karşıdır ve Romantik akımı eleştirirler. Romantik yani ilhamla yazılan şiirler, biçim olarak kafiyesizdi ve şeklen yazılıyorlardı. Halbuki Yahya Kemal Beyatlı’nın bir cümle için aylarca beklediği bilinmektedir.
  •  Parnasizm, objektif bir akımdır. Romantik şiirlerde bir başkasının duyguları işlenebildiği gibi, şairin kendi duygularını işlemesi gibi bir durum da olabiliyordu. Sonuç olarak, Romantik şiirler bireysel çalışmalardı. Parnasizm ile yazılan bir şiirde ise şairin kendi özeli ya da kendi duyguları yoktur.
  • Parnasyen sanatçılar şiiri sadece “güzellik” olarak benimsemişler ve şiirin toplumsal bir amaç taşıması gerektiğini kabul etmemişlerdir.
  • Parnasyen şairler güzelliğe ulaşmak için biçim kusursuzluğuna önem verdiler. Uyak, ölçü ve sözcüklerin uyumuna oldukça dikkat eden parnasyenler, şiiri oluşturan terimleri bir kuyumcu gibi titizlikle seçtiler.
  • Parnasizm sanatçıları, hayal ve duygu yüklü olan lirik şiirlere tepki gösterdiler. Doğayı ve yaşamı nesnel bir yaklaşımla kavramayı amaçladılar.
  • Parnasizm akımı, eski Latin Edebiyatı ve Yunan Edebiyatı’na geri dönüştür. Parnasyen sanatçılarda karamsar bir ruh haline rastlanır.
  • Egzotik konulardan bahseden parnasyenler, dilin yalın ve sade olmasına özen göstermişlerdir.
  • Parnasizm akımıyla birlikte, fen ve bilimle ilgili konularda şiire girmiştir.

Parnas sanatçılar, eserlerine malzeme bulmak için gözlem yöntemini seçerler. Gözlemi yapılan şeyler ise insan değildir. Sokak, herhangi bir manzara, şehir, dış dünya ve dağ gibi herkesin görebileceği somut şeyler gözlemlenir. Gözlemi yapılan bir durumu şiire taşımanın tek yolu ise tasvirdir. Parnasizm akımını benimseyen şairler, şiirlerinden betimleme yani tasvir yaparlar. Bir şiirde sadece tasvirin olması, Parnasyen bir sanatçının temel kuralları arasındadır. Ancak bu kural, onları işlenecek tema olarak kısıtlamamıştır. Şiirde bir müzik ya da iç ahenk oluşturmak, parnas sanatçıların tek uğraşıdır. Bu kural da, biçimde mükemmellik kuralı ile örtüşür.

Parnasizm Nedir

Şiirde müzik düşüncesi, Batı’da ilk kez Parnasizm şairleri tarafından gündeme getirilmiştir. Doğu’da kullanılan aruz ölçüsü ise, zaten bir müzikle oluşturuluyordu ve bu nedenle müziği şiire sokan ilk topluluk Parnaslar olmamıştır. Şiirin temasına göre vezin kullanma düşüncesi ise, hem doğu hem de batı için Parnaslara yöneliktir. Tevfik Fikret, Türk Edebiyatı’nda bunu ilk deneyen şairdir. Tevfik Fikret, iyi işlenmiş biçimi ve dili ile Parnasizmin ilk önemli temsilcisi olmuştur. Esasen Tanzimat dönemi ile birlikte, ülkemizde her akımdan etkilenme görülmüştür. Batı dünyasındaki bir akımın temsilcisi başka bir akımla kesinlikle ilgilenmezken, bizde hem Natüralist hem de Realist bir sanatçı olunabilmiştir. Bundan dolayı ülkemizdeki Parnasizm, etkilenme ile ortaya çıkan bir akımdır.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!