Helikopter Aile Nedir? Fanusta Yaşayan Çocuklar Ne Tür Sorunlar ile Karşılaşır?

Helikopter aile (İngilizce adıyla Helicopter Parents) kavramı ilk kez 1990 yılında bir yazarın kitabında kullanılmıştır. Bu terim çıktıktan sonra, Batılı ülkelerde öğretmenler ve profesyoneller tarafından kullanılarak oldukça yaygınlaşmıştır. Ortaya çıkışının ilk hikayesi bir çocuğun “Annem yanımda helikopter gibi dönüyor” serzenişiyle başlamış ve bahsi geçen kitapta yer almıştır.

Helikopter aileler; çocuklarının başından ayrılmayan, çocukların her şeyine koşmaya çalışan, etrafında pervane olan ve çocuğun hayatına müdahale eden anne babalardır. Bu tip aileler, eğitimli ve orta sınıf tabakası olan ailelerden gelir ve çocuklarından beklentileri çok yüksektir. Batılı ülkeler bu ebeveynlerin “Baby Boomer” neslinden, diğer bir deyişle 2. Dünya savaşının hemen sonrası doğan nesilden geldiğine inanıyorlar. Son zamanlarda “Helikopter Aile” terimi ABD ve Avrupa yayın organlarında sıklıkla söz edilmektedir. Aynı zamanda, sosyolojik ve psikolojik bir sorun olarak incelenmektedir. Helikopter aileler Türkiye’de de oldukça yaygındır.

Anne ve Babalar Neden “Helikopter Aile” Oluyor?

Çocuğun bireyselliğinin gelişmesi konusundaki detayları kendilerine tehdit olarak gören aileler, çocuklarının kendilerine bağımlı olmaları için her şeyi yaparlar. Çocuklarının bağımsız şekilde kendi kendine yeten bir kişi olmasını tehdit olarak gördüklerinden, ilgili çocukların gelişim ve değişim çabalarına engel olarak, kendilerine bağımlı hale gelmelerine zorluyorlar. Böyle bir yaklaşımın sonucu olarak, çocuk kendini idare edemeyen, güvenilmez ve değersiz bir birey olup çıkıyor.

Helikopter Aile

Helikopter Aile İçinde Büyüyen Çocukların Özellikleri Nelerdir?

Abartılı şekilde koruyucu bir çevrede büyüyen, kendi kararlarını kendisi alamayan ve her şikayeti anne babası tarafından çözülen çocukların gösterdiği özellikler şu şekilde sıralanıyor;

  • Şişirilmiş bir egoya sahip
  • Sağduyu eksikliği olan
  • Bastırılmış kişilikli
  • Kendine saygısı noksan
  • Karar verme aşamasında zorluk çeken
  • Problemleri çözme becerisi gelişmemiş
  • Ailesine çok güçlü olarak bağlı
  • Daha iyiyi yapma isteği düşük

Bu tür çocukların en belirgin özellikleri bunlardır. Aşırı koruma duygusu olan anne babalar, çocuklarının normal gelişimine müdahale etmektedirler. Bunun sonucu olarak da, çocuğun normal olması beklenemez! Bu çocuklar birçok beceriden yoksun, psikolojik problemlere yatkın ve günlük yaşamında zorluklar yaşayan bir yetişkin haline gelecektir.

Fanusta Yaşayan Çocukların Karşılaştığı Sorunlar

Fanusta yaşayan çocuklar, yeteri kadar sorunla karşılaşmadıkları için zorluklara karşı çok duyarlı ve hassas davranırlar. Bu durumu, mikropla hiç karşılaşmayan bir çocuğun, ilk kez onunla karşılaştığında vücudu tarafından gösterilemeyen savunmayı örnek vererek açıklayabiliriz. Her iki durumda da fazlasıyla sterilize olmuş bir hayat söz konusudur ve ikisinde de vücut yenilgiye daha hızlı uğramakta, karamsar bir ruh haline sahip olmaktadır.

Bu çocuklar kimi zamanlarda karşımıza akademik başarılardan yoksun bir şekilde çıkabilir veya çevresiyle iletişim kuramadığından derslerden başını kaldırmayan, aşırı sorumlu bir öğrenci profili gösterebilir. Zor bir durumla karşılaştıklarında ise, burunda kanama, kalp çarpıntısı, el titremesi ve mide bulantısı gibi rahatsızlıklar yaşayabilirler. Sosyal hayattan kopuk, bilgisayar müptelası olmak da bu olumsuzluklar içerisinde yer alabilir. Sosyal yaşamda gerçekleştiremedikleri özgürlüğü veya iletişimi, bilgisayarlarda oyun oynayarak çözme yoluna da gidebilirler. Fanusta yaşayan çocukların tek istedikleri şey, daima başarılı olmaktır. Kısacası, sosyal yaşamda kuramadıkları ilişkiyi veya derslerde gösteremedikleri başarıyı oyun oynayarak kazanmaya çalışabilirler.

Fanusta bulunan çocukların belirli bir özellikleri de mevcuttur. Bu belirti, tam bir beyefendi ya da hanımefendi olmalarıdır. Kendini savunamayan, içe dönük yaşayan, bir kişinin her istediğini sorgulamadan kabul edecek şekilde gösterdikleri yaklaşım, aslında onların gözünde bir saygı ifadesi olarak görülmektedir. Halbuki, bireysel varlığına ve kimliğine saygı duyulmayan bir çocuğun, saygıyı benimseyen bir davranış kalıbı göstermesi çokta mümkün değildir! Özgüveni eksik, cesareti olmayan bu tür çocuklara, ülkemizde ne yazık ki hanımefendi ya da beyefendi denilmektedir.

Bu konulara uzunca bir şekilde değindikten sonra, anne babaların bunu neden yaptıklarını da biraz açıklayalım. Böyle bir tutum göstermelerinin yanlış olduğunu bilmiyor veya bildikleri şeyi doğru sanıyorlar.

Helikopter Aile Nedir

Kendi anne babalarının yapmış oldukları hataları, çocuklarına yapmak istemiyorlar. Kendi düşüncelerine göre gayet iyi niyetli bir yaklaşım olabilir, ancak kendisinden kaçılan ya da korkulan bir durumun tam tersi olumsuz bir duruma yakalanıyorlar. Kendileri, ilgisiz ve sevgisiz bir ebeveyn tarafından büyümüşlerse, çocuklarına fazla ilgi ve sevgi gösterip, kendi yaşamlarında olan büyük eksikliği gidermeye çalışıyorlar. Sonuç ise, ne yazık ki arzu edildiği gibi olmuyor! Bu durumu daha net şekilde bir fıkrayla açıklayabiliriz;

Camiye giden bir adam, namazdan sonra herkesin dua okuduğunu görür. Cemaat “Allah’ım sen bizi affet, bizi cennetine kabul et. Biz sana yeterince kulluk edemedik, sen bizi noksanlıklarımızla huzuruna kabul et.” şeklinde dualar ederken, adam da “Allah’ım bana bir içki almam için para ver” gibi dua ediyor. Adamın sözlerini duyan imam, hem kızgın hem de üzgün durumda. Cemaat dışarıya çıktıktan sonra, adama yaklaşır ve “Bu nasıl bir dua? Bak cemaat nasıl istiyor Allah’tan. Sen ise Allah’ın yasakladığı şeyleri, namaz gibi bir görevi yerine getirirken istiyorsun.” Neye uğradığını şaşıran adam kendinden emin şekilde ve derin bir nefes aldıktan sonra “Eee hocam herkes kendinde olmayan şeyi ister” demiş.

Yemeden yedirmenin ve giymeden giydirmenin karşılığı olarak, daima farklı taleplerde bulunuruz. Çocuklarımızın varlığı, olamadıklarımızın bir yansıması olur her zaman. Parası bol bir insan olmayı, doktor ya da avukat olmayı hayal edip de, bunları yapamadıklarımızın fiziksel bir uzantısıdır çocuklarımız. Onları dershaneye gönderirsiniz, en iyi giysileri arkadaşlarına mahcup olmasın diye alırsınız ve cebine bolca para koyarsınız. Sonra da “Zamane gençleri ne çok marka düşkünü, sahip olduklarının kıymetini asla bilmiyorlar” dersiniz. Halbuki kendi dolabınızda sayısını bile bilmediğiniz kıyafetler, ceketler, etekler vb. hiç gelmez aklınıza!

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!

Sitemize destek için yorum yapmayı unutmayın. BilgiBaba